Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (Ö.S.Y.M.) 12.08.2009 tarihinde ÖSS 2009 sonuçlarını açıkladı. Açıklanan sonuçlara göre şampiyon öğrencilerin son yıllardaki tıp fakültesi eğiliminin devam ettiği görülüyor.
SAY-1 puan türünde Türkiye birincisi olan Aydın Fen Lisesi mezunu Gülşen Yücel, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne yerleşirken SAY-2 puan türünde Türkiye birincisi olan Çağatay Ermiş de Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne yerleşti. EA-1 puan türünde Türkiye birincisi olan fen lisesi mezunu Mustafa Öztürk de en büyük hayali olan ve ilk tercihi olan Hacettepe Tıp Fakültesi’ne yerleşti. EA-2 Türkiye birincisi Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi mezunu Mücahit Erdoğan da tercihini tıp fakültesinden yana kulanarak İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni tercih etti. Bu sonuçlar da 2000 li yılların başından ortalarına kadar hüküm süren şampiyonların mühendislik fakültesi tercih etmesi hemoganyasının artık tıp fakültelerine kaydığının açık bir göstergesidir. Öncesinde öğrencilerin hayali mühendis olmakken son yıllarda piyasa şartlarının, ekonomik krizlerin etkisi ile öğrenciler artık garanti meslek olarak gördükleri doktorluğu ideal meslek olarak görmekteler.
ÖSYM’nin açıkladığı sayısal bilgilere göz atacak olursak, 603,754 ü kız 746,370 i erkek olmak üzere toplam 1,350,124 aday ÖSS 2009 a başvuruda bulunmuş. Sınavsız geçişle yerleşenler ve Açık Öğretim Fakültesine yerleşenlerle birlikte toplamda yerleşen aday sayısı 786,677 olarak gerçekleşmiş.
Türkiye genelinde son sınıftan mezun olan 7,513 okul birincisinden 6,287 si yerleşirken 1,226 okul birincisi ise her hangi bir programa yerleşemeyere açıkta kalmıştır.
Okul bazında irdeleme yapacak olursak en yüksek başarının beklendiği okullar olan Fen Liseleri 2009 yılında 6,689 mezun vermiş ve bu mezunların 4,574 ü üniversiteli olmuştur, başarı oranı da %68 olarak gerçekleşmiştir.
Zamanının en gözde okulları olan Anadolu Liselerinde ise 147,598 mezunun 94,937 si bir bölüme yerleşmiş ve başarı oranı %64 olmuştur.
En yüksek başarı oranına sahip okullar ise 18,872 adayından 13,878 i üniversiteli olan ve %74 başarı oranını yakalayan Öğretmen Liseleri olmuştur.
ÖSS 2009 sonucunda 786 bin kişi üniversiteli olma şansını elde etti, bu sene kaçıranlarla beraber gelecek sene sınav stresini ilk defa yaşayacak olan tüm adaylara başarılar diliyorum. Maalesef bu ülkede onca senelik eğitim hayatınız 3 saatlik bir sınavla bir yol ayrımına giriyor. Bakalım belki bir zaman sonra onca deneme yanılmadan optimal bir sistem çıkarırlar da daha kabul gören bir öğrenci seçme sınav(lar)ı olur.
KPSS 2009 / 3 Atamaları
Yüzbinlerce kişinin merakla beklediği an geldi ve bugün KPSS-2009/3 atama sonuçları açıklandı.
Linki takip ederek ÖSYM nin sonuç sayfasına ulaşabilirsiniz.
ÖSYM'nin yayınladığı istatistiklere bir bakacak olursak; 1,037 si ortaöğretim, 2,613 ü ön lisans ve 6,594 ü lisans olmak üzere toplam 10,244 kadrodan 10,35 ine atama yapılmış. 209 kişilik kadro boş kalmış.
1,037 kişinin alınacağı ortaöğretim mezunları kadrosu için başvuran sayısı tamı tamına 349,773 yani 1 kişilik kadro için 337 kişi başvuruda bulunmuş. Bu sayı ön lisans mezunları için 55 ve lisans mezunları için ise 18 olarak gerçekleşmiş. Önlisans için başvuran aday sayısı 143,447 iken lisans mezun başvuruları 130,297 de kalmış.
Ev arkadaşım da açık olan 3 farklı kurumdaki 4 Endüstri Mühendisi kadrosu için tercih yapmıştı ve 84 puanla her hangi bir yere girmesi mümkün olmadı.
Başvuru yaptığı kurumları ve buraya ataması gerçekleşen adayların en düşük puanlarına bakacak olursak:
3936447 kadro kodu ile Yüksek Öğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu Gn.Md. 92.371 puan
3932837 kadro kodu ile Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü 93.299 puan
3933021 kadro kodu ile Elektrik Üretim A.Ş. Gn. Md. 93.230 puan
Gerçekten yüksek puanlar ve bu puanları yapabilmek için ciddi bir sınav hazırlık dönemi geçirmek ve sınavda da gününde olmak gerekiyor.
İleriki sınavlarda ve atamalarda devlet kapısında iş arayan tüm adaylara başarılar dileriz.
Linki takip ederek ÖSYM nin sonuç sayfasına ulaşabilirsiniz.
ÖSYM'nin yayınladığı istatistiklere bir bakacak olursak; 1,037 si ortaöğretim, 2,613 ü ön lisans ve 6,594 ü lisans olmak üzere toplam 10,244 kadrodan 10,35 ine atama yapılmış. 209 kişilik kadro boş kalmış.
1,037 kişinin alınacağı ortaöğretim mezunları kadrosu için başvuran sayısı tamı tamına 349,773 yani 1 kişilik kadro için 337 kişi başvuruda bulunmuş. Bu sayı ön lisans mezunları için 55 ve lisans mezunları için ise 18 olarak gerçekleşmiş. Önlisans için başvuran aday sayısı 143,447 iken lisans mezun başvuruları 130,297 de kalmış.
Ev arkadaşım da açık olan 3 farklı kurumdaki 4 Endüstri Mühendisi kadrosu için tercih yapmıştı ve 84 puanla her hangi bir yere girmesi mümkün olmadı.
Başvuru yaptığı kurumları ve buraya ataması gerçekleşen adayların en düşük puanlarına bakacak olursak:
3936447 kadro kodu ile Yüksek Öğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu Gn.Md. 92.371 puan
3932837 kadro kodu ile Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü 93.299 puan
3933021 kadro kodu ile Elektrik Üretim A.Ş. Gn. Md. 93.230 puan
Gerçekten yüksek puanlar ve bu puanları yapabilmek için ciddi bir sınav hazırlık dönemi geçirmek ve sınavda da gününde olmak gerekiyor.
İleriki sınavlarda ve atamalarda devlet kapısında iş arayan tüm adaylara başarılar dileriz.
Profesyonellik vs Duygusallık

Konumuz iş hayatında duygularımızın yeri...
Mülakat tecrübesi yüksek arkadaşlar mutlaka şu soru ile karşılaşmışlardır: "Peki, bizlere kuvvetli ve zayıf yönlerinizi sayabilir misiniz?".
Duygusalım...
İş dünyasında duygusal olmak kuvvetli bir yön mü yoksa tam tersi zayıf ve geliştirilmesi gereken bir yön mü? Sanırım bunun genel geçer bir cevabı yok, değerlendiricinin bakış açısına kalan bir nokta.
Bana kalırsa ayarında bir duygusallık lazım. En azından empati yapabilmeli insan iş hayatında. Aşırı duygusallık ve tersi aşırı duygusallıktan uzaklık da göze batacak ve sizleri olumsuz etkileyecek davranışlar bana göre.
Peki duygusallık sizlere ne kazandırır, ne kaybettirir?
Kişisel bir kaç örnek vermek istiyorum bu konuda.
Birinci örneğim ilk iş yerimden. Bundan yaklaşık 3.5 yıl önce Türkiye'nin en büyük bankalarından birinde işe başlamıştım ve askere gitmeden önce 21 ay çalıştım. İşe başlamadan önce yine bir başka bankadan da teklif almak üzereydim ve onların teklifini duymadan buraya EVET dediğim için, sonrasında HAYIR diyemem AYIP OLUR diye düşündüğüm için kararımdan vazgeçmedim.
Tabiki kararırım arkasında durmamın tek nedeni bu değildi. Bana vaat edilen iş tanımı, bitirme tezim üzerine bir projede yer alacak olmam, kurumsallık olarak iki bankanın da birbirine yakın olduklarını düşünmem ve birlikte çalışacağım yöneticimin mülakatta bana daha samimi gelmesi tercihimin A bankasından yana olmasını sağladı.
Bu 21 aylık süreç içinde B bankasını değerlendirmeyip A bankasında çalıştığım için maddi olarak ciddi kayıplara uğradım. Aşağı yukarı %30-35 daha fazla kazanabilirdim ki işe yeni başlayan birisi için böyle bir fark istanbul gibi bir şehirde ciddi bir rahatlamaya yol açabilirdi.
Peki A bankasından neden ayrıldım? Öncelikli olarak kafamdaki düşünce yüksek lisansımı bitirdiğim gibi askere gitmekti, yüksek lisans derslerimi bitirip tez aşamasına geldiğim zaman işe başlamıştım ve işle beraber tezi de götürürüm sıkıntı olmaz diye düşünmüştüm. İşte bu noktada işin içine girmeden yanıldığımı fark ettim. Hafta içi yoğun bir şekilde çalıştığınız zaman eve gittiğinizde tez yazmaya vaktiniz olmazken hafta sonları ise hem sosyal çevrenizle birşeyler yapmak istediğiniz hem de hafta içinin yorgunluğu atmak istediğiniz için konsantre olup tezin başına oturup yazamıyorsunuz.
Nihayetinde 2 dönemde yazmam gereken tez 4. ve son döneme sarkınca ve ekonomik olarak tatmin olmadığım askere gidip geldikten sonra başka bir sektörde ve/veya şirkette çalışmak istediğim için istifa ederek A bankasından ayrıldım. Ayrılma kararımı yöneticilerimle paylaştığım zaman beni vazgeçirmek için bayağı bir uğraştılar, "Biz senden memnunuz. Askerlik için acele etme, doktora yap. İleride senin için güzel şeyler düşünüyoruz" vs tarzında söylemler duydum. Ama kararımı vermiştim ve ayrılacağımı askere gideceğimi söyledim.
Bu noktada duygusal davranarak hata yaptığım bir konu "askerlik dönüşü gelecek misin" sorusuna "doğrusunu söylemek gerekirse sektör değiştirmek istiyorum" diye cevap vermemdi. Askerden sonra dönmez bu adam diye baktıkları için son aylarımda elimdeki tüm önemli projelerden alındım, günlük önemsiz işlere baktım. Hatta ve hatta fotokopi çekmek, toplantısı odası ayarlamak, gelen misafirleri karşılamak gibi ofisboy muamelesi gördüm. Ama herhangi bir tepki vermedim bu işleri yaparken.
Askerlik sonrası ne yazık ki herkesi vuran küresel ekonomik kriz beni de buldu, ve yaklaşık 5.5 ay işsiz gezdikten, sayısız başvuru, onlarca mülakat vs yaptıktan sonra A bankasından en son aldığım ücretten daha düşük bir maaşa EVET diyerek SAP danışmanlığı alanında bir firmada işe başladım.
Bu kararı alırken duygusallığı bir kenara bıraktım. Amacım kendimi finanse ederken bir yandan da iş aramaya devam etmekti ki zaten bu işi kabul ederken cevap beklediğim 3-4 farklı yer vardı. Ama elimde kesin olan bir teklif vardı ve kaybetmek istemedim. Bu hareketi kendimce profesyonellik olarak tanımlıyorum.
İşe başladığımın ilk haftasından itibaren yaklaşık 10 civarında mülakata çeşitli bahaneler bularak gittim. Ve ikinci ayın ortalarında nihayet daha öncesinde mayıs ayında ilk görüşmemi yaptığım içerideki arkadaşımdan olumlu olduğunu öğrendiğim ama kadro sıkıntısı nedeniyle geri dönüş alamadığım şimdiki iş yerimden yeni bir görüşmeye çağırdılar. Yöneticimle, genel müdürümüzle ve en son insan kaynakları ile görüşmelerim sonucunda 2. maaşımı aldıktan 1 hafta sonra SAP danışmanlığı maceram sona erdi. Ayrılık aşamasındaki konuşmalar her ne kadar profesyonel davranmaya çalışsam da beni içten içe üzdü. Ama sonuçta yapmam gerekeni ve doğru olanı yaptım.
Kesinlikle istediğim bir şirkete ve pozisyona geçiş yaptım. Bunun yanı sıra Junior SAP danışmanı olarak aldığım maaşın yaklaşık olarak %70 i daha yüksek bir aylık ücrete imza attım. Altı ayımı geride bıraktığım şu günlerde çok şükür mutlu ve huzurluyum ve beklediğimi bulmuş durumdayım.
Şimdilerde A bankasına benimle beraber giren arkadaşlarımın yaklaşık olarak 3.5 yıllık tecrübeleri var A bankasında, ve saçma sapan insan kaynakları politikaları nedeniyle 2 istisna harici hicbirisi yönetici pozisyonuna yükselemedi. Bunun yanında bu insanlarla aynı yıl mezun olan ama 2 sene X bankasında çalışıp 2 yıl sonra A bankasına transferle gelen adamlar şu an yöneticiler ve arkadaşlarımla aynı işi yapıp arkadaşlarımdan yaklaşık olarak 2 kat fazla maaş alıyorlar...
Bu yazıyı bir arkadaşımın iş arama sürecinde bana söylediği bir sözle noktalarken sizlerin de yorumlarını beklediğimi belirtmek istiyorum.
"Acıma, acınacak hale düşersin".
Labels:
Bankacılık,
Duygusallık,
İş Dünyası,
Mutluluk,
Para,
Profesyonellik
Posted by
Aragorn
0
comments
Yeni Bir İş Yeni Başlangıçlar
Sevgili Günlük,
10 Ağustos 2009 pazartesi itibariyle iş değiştirmiş bulunuyorum. Biliyorum daha önce işe başladığımı da sana yazmamıştım bu vesile ile ona da bir değinmek istiyorum.
15 Haziran 2009 tarihinde SAP İş Zekası Danışmanı olarak Ataşehirde ofisi bulunan ve Unilever U2K2 projesinin Business Intelligence (BI)(İş Zekası) tarafını yapan bir danışmanlık firmasında işe başlamıştım. Daha önceki tecrübem iş zekası ve raporlama alanında olduğu için ve 5 aydır iş aramaktan psikolojik olarak yorulduğum için gelen teklifi kabul etmiştim.
Sonrasında mayıs ayı içerisinde görüştüğüm ve kadro sıkıntısı nedeniyle olumlu geri dönüş alamadığım ama olumsuz da geri dönüş gelmeyen şu anki iş yerimden başka bir bölüm için yeni bir mülakat teklifi geldi ve sonrasında süreç olumlu ilerledi. Ve şu an istediğim şirkette istediğim pozisyonda çalışıyorum.
Daha önceki 2 yıllık bankacılıkta MIS ve raporlama tecrübesi ve 2 aylık bir SAP BI modülü tecrübesinden sonra Bankacılık / Finans sektöründe Bilgi İşlem departmanında İş Analisti titiri ile kariyerime devam edeceğim, hadi hayırlısı diyelim.
Allah utandırmasın.
10 Ağustos 2009 pazartesi itibariyle iş değiştirmiş bulunuyorum. Biliyorum daha önce işe başladığımı da sana yazmamıştım bu vesile ile ona da bir değinmek istiyorum.
15 Haziran 2009 tarihinde SAP İş Zekası Danışmanı olarak Ataşehirde ofisi bulunan ve Unilever U2K2 projesinin Business Intelligence (BI)(İş Zekası) tarafını yapan bir danışmanlık firmasında işe başlamıştım. Daha önceki tecrübem iş zekası ve raporlama alanında olduğu için ve 5 aydır iş aramaktan psikolojik olarak yorulduğum için gelen teklifi kabul etmiştim.
Sonrasında mayıs ayı içerisinde görüştüğüm ve kadro sıkıntısı nedeniyle olumlu geri dönüş alamadığım ama olumsuz da geri dönüş gelmeyen şu anki iş yerimden başka bir bölüm için yeni bir mülakat teklifi geldi ve sonrasında süreç olumlu ilerledi. Ve şu an istediğim şirkette istediğim pozisyonda çalışıyorum.
Daha önceki 2 yıllık bankacılıkta MIS ve raporlama tecrübesi ve 2 aylık bir SAP BI modülü tecrübesinden sonra Bankacılık / Finans sektöründe Bilgi İşlem departmanında İş Analisti titiri ile kariyerime devam edeceğim, hadi hayırlısı diyelim.
Allah utandırmasın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
